X
Menu
İntihal (Plagiarism) Tespit ve Raporlama

Bir yaratımın eser niteliğine haiz olması için aranan iki koşuldan biri, FSEK kapsamında yer alan eser çeşitlerinden birine dahil olması (objektif şart) iken; diğeri, sahibinin hususiyetini taşıması (sübjektif şart) olduğundan bahsetmiştik. Bu iki koşulu taşıyan yaratımlar FSEK kapsamında eser olarak değerlendirilirler ve bu kapsamda eser sahibinin mali ve manevi menfaatleri koruma altına alınmaktadır.

Fakat teknolojideki değişiklikler, internetin hayatımıza girişi ile sanal ortamda artık günlük gazetelerimizi bile okuyabiliyor olmamız; eser sahiplerinin gerek maddi gerekse manevi haklarını zedeler hale gelmiş bulunmaktadır. Bilgiye kolay ulaşan bir toplum haline gelmemiz neticesinde -yalnızca ülkemizde değil, tüm dünya ülkelerinde- eser hırsızlığı (intihal) kavramı gün geçtikçe artmış ve önü alınamaz bir hal almaya başlamıştır.

Yeteri kadar bilgilendirilmemekten kaynaklanan fikir hırsızlığı suçu, öğrencisinden edebiyatçısına, mimarından akademisyenine değin etkileyen bir hal almıştır. Tabii ki bu durumun yegane sebebi daha öğrenciyken, küçük yaşta kişilerin bilgilendirilmemeleridir.

İntihale neden olabilecek fiiller, Purdue Üniversitesi’nin Online Yazı Laboratuarınca (OWL) belirlenmiş ve bu konuda yurtdışındaki birçok üniversite de çalışmalar yapılarak; önü alınmaya çalışılmaktadır. Purdue Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre kişileri bilinçli veya bilinçsiz olarak fikir hırsızlığına iten sebepler şu şekilde sıralanmıştır;

1. Birebir cümleler kullanmak suretiyle; yazarken kaynağı çok yakından takip etmek,
2. Yazıyı para ödeyerek veya ödemeyerek, başkasına yazdırmak,
3. Başkalarının fikirlerini doğrudan doğruya kendi fikriymiş gibi kullanmak, atıf yapmamak veya belli fikir üzerine kendi fikrini inşa etmek,
4. Başka bir kaynaktan -internetten vs.- bilerek veya bilmeden kopyalamak veya internet ortamında kopyala yapıştır metodunu kullanmak.
Yine Purdue Üniversitesi’nin Online Yazı Laboratuarınca (OWL) belirlenen fikir hırsızlığını önlemek için yapılan öneriler ise şöyledir;
1. Bir yazıyı oluşturmaya başlamadan önce, yani hazırlık safhasında yapılan araştırmalar esnasında, başkalarının fikirlerinden yararlanırken, yanlarına işaret koymak,
2. Yazım aşamasında orijinal kaynağa bakmadan kendi cümlelerimizi kullanmak, daha sonra orijinal cümlelerle içerik, doğruluk ve yanlışlıkla alınan ifadeler bakımından karşılaştırmak suretiyle değiştirilemeyen veya aynen kalmasını istediğimiz ifadeleri tırnak içine alarak göstermek,
3. Yukarıda bahsi geçtiği şekildeki doğrudan alıntılara olabildiğince az yer vermek ve genel itibariyle dolaylı anlatımları tercih etmek. Bunu yaparken de orijinalden farklı kelime ve cümle yapıları kullanmak.

Yurtdışındaki birçok üniversite de ve yakın zamanlarda ülkemizdeki birçok üniversite de yapılan çeşitli istatistik araştırmalar ; “öğrencilik yıllarında başlayan bu suçu işleme eğiliminin esas sebebini yeteri kadar bilgilendirilmemek olduğunu ortaya koymakta ve bunun ötesinde; öğrencilerin kaynak göstermeden yaptıkları alıntıların birer fikir, emek hırsızlığı olduğunu fark etmediklerinden kaynaklandığını” ortaya koymaktadır. Bu nedenle öncelikle bu konuda bilgilendirilmenin ülkenin kültür seviyesinin ilerlemesi için de çok önemli olduğu açıktır.

Çünkü yaratılan her eser, toplumun ortak kültür mirasından kaynaklanır ve eser sahibi de yarattığı eser ile bu mirasa bir taş daha eklemiş olur. Dolayısıyla eser sahiplerinin kendinden önce yaratılan eserlerden feyiz almaları, öykülenmeleri kısacası esinlenmeleri mümkündür. Ancak bu öykülenmenin intihal boyutuna ulaşmaması esas alınmalıdır. Aksi halde ortaya çıkan her eser, birbirinin tekrarı haline gelmeye başlayacağı gibi gerçek hak sahibinin de haklarını zedelemeye başlar.

Tüm bu nedenlerle gerek üniversitelerde (bu konuda oluşan ve Yargıtay’a intikal eden birçok olay vardır) gerek edebiyat dünyasında gerekse televizyon, müzik ve sinema alanında gün be gün artan bu hırsızlık olayları sınırları tam olarak ortaya konamadığı için çoğu zaman masum birer esinlenme olarak geçiştirilmektedir.
Tez konumuz dâhilinde bu sınırın nasıl belirlenmesi gerektiğine ulusal ve uluslararası yargı kararları, bilirkişi raporları ve öğretide sabitleşmiş fikirler ile intihal ve esinlenme kavramlarını açıklayarak, eser çeşitleri kapsamında değerlendirme yapılacaktır. Ayrıca hukuki korunma yollarından da bahsederek bol örneklerle bu konu üzerinde durulacaktır.

Arapça bir sözcük olan intihali, Türkçe olarak çalıntı ya da aşırma olarak çevirmek mümkündür. Esasen intihal, başkasının eserini kendisininmiş gibi gösterme eylemidir. Yani faydalanılan bir eserin -sabinin belli olmasıyla birlikte- yayınlanmış bir eserden, eser sahibinin adı belirtilmeden uygun olmayacak bir ölçüde aktarımda bulunulması intihal olarak kabul edilmektedir.

Hukuk Genel Kurulu’nun 1997 yılında verdiği bir karar ile tecavüzün haksız fiil olduğu vurgulanmıştır. FSEK kapsamındaki eser sahiplerinden gerekli izinler alınmadan yapılan müdahalelerde, eser sahiplerinin eserlerine yapılan tecavüzlerdir. Fikir ve sanat eserlerine yapılan bu tip tecavüzlere, Kanun’da bu kavrama ilişkin bir açıklama yapılmamış olmakla birlikte; “intihal” terimi kullanılmaktadır.

Türk Hukuk Lügati intihali; “başkasına ait bir telifi, güzel sanatlardan bir eseri kendisine nispet etmek; bir kitabın ibarelerini, musiki bestenin nağmelerini, takdim ve tehir veyahut aslının baştanbaşa hissolunur derecede ifade tarzını tahrif ile kendi namını vermek” olarak tanımlamıştır.

Bunun dışında intihal kavramının kanunlar tarafından tanımlanmamış olması nedeniyle doktrinde kavram açıklaması açısından bir görüş birliği bulunmamaktadır.
FSEK’in mimarı Hirsch; “ … başka bir kimse tarafından yaratılan sanat eserinin kendine nispet eden kimse, ‘müntahil’dir.” diyerek intihali yapan kimseyi tanıtma yoluna gitmiş ve yine “Bir başkasının eserini, kendi adına neşretmek Telif Hakkı Kanunun 30. maddesi gereğince, cezayı mucip bir intihaldir.” diyerek intihal terimine değinmiştir. Ayrıca ‘Sahte Eserler’ başlığı altında; “Her kim bir başkasının eserini, kendi eseri olarak gösterir veyahut bir kitabın metnini veyahut bir musiki eserin bestesinin melodisini, kelimelerin ve notaların yerlerini değiştirmek suretiyle tadil eder ve bu suretle vücuda gelen bu esere kendi ismini verirse veyahut her kim, bir kitabın veyahut bir melodinin tarzı ifadesini, orijinal aşikar surette belli olacak derecede tahrif eder ve böyle bir esere kendi ismini verirse, bu tarz hareket cezayı mucip bir intihal telakki edilir.” şeklinde intihal tanımını ele almıştır.

İntihal İngilizce ‘plagiarism’ teriminin Türkçe karşılığı olup “bir çeşit akademik yolsuzluk” olarak ifade edilir ve “başka birisine ait kelime, ürün veya fikirlerin orijinal kaynağına gerekli şekilde referans verilmeden kullanılması, sanki kendine aitmiş gibi gösterilmesidir.” – şeklinde tarif edilmiştir.

Yargıtay uygulamasına bakıldığında “başkasına ait eserlerin önemli bir kısmının alınması” intihal olarak değerlendirilmektedir.

Kanımızca intihal; “başkasına ait bir eserin belli bir parçasını, bir nağmesini, bir paragrafını, bir sahnesini vb. bazen de tamamının kaynak göstermeksizin; asıl eser sahibine ait eserden yararlanmakla birlikte, asıl eser sahibinin haklarını çiğneyerek ondan izin almadan başkasına ait bir eseri, kendi eserine aktararak esere ve eser sahibinin haklarına yapılan tecavüzdür.”

Tüm bunların yanında bir kimsenin kendi eserinden alıntı yapmasının suç teşkil edip etmediği üzerinde de durulması gerekmektedir. Buna göre bir kimsenin kendi eserinden alıntı yapması intihal olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü kişi zaten kendine ait olan bir düşünceyi fikri ürüne dönüştürmüştür ve yine kendi fikrinden yaralanmasında bir mahsur bulunmamaktadır. Kaldı ki kendi eserinden yararlanma hakkını hiçbir hukuk sistemi yasaklayamaz. Örneğin, bir Yardımcı Doçent Doktor, doçent olabilmek için kendi doktora tezinde önemsiz nitelikte bazı değişiklikler yapmak suretiyle doktora tezini, doçentlik tezi olarak sunduğunda, kendi eserinden intihal yapmış olacaktır. Fakat ikinci bilimsel eserin, öncekinde yer almayan ve özgün unsurlar içermesi halinde ortada bir intihalden ziyade bir işleme eser olduğu sonucuna varılabilir. Ancak kişinin başkasıyla; örneğin, basım eviyle bu konuya ilişkin yapmış olduğu bir sözleşme varsa (yani başka bir basım evince verdiği eserin yayınlanmayacağı konusunda veya kendi tarafından bile yayınlanamayacağı konusunda); o zaman eser sahibinin bu hakkı sınırlanacak ve atıf yapmadan kendi eserinden yararlanması mümkün olamayacaktır.

Eğer sizde çalışmanızda intihal olduğunu düşünüyorsanız bu durumun düzeltilmesi için Uludağ Tez Merkezi Hizmetlerini Tercih Edebilirsiniz.

İntihal Tespiti İçin Hizmet Talep Formundan başvuru yapmanız yeterli olacaktır.

Çağrı Merkezimiz Ayrıntılar için sizinle iletişim kuracaktır.

Hizmet Talep Formu için Tıklayınız..

Mr. Book

Mr. Book

Başvurularınız için Ücretsiz Danışma hattımızı arayınız. Veya başvuru formunu doldurarak iletiniz.
Mr. Book
www.uludagtezmerkezi.com Bir UTM akademik danismanlik hizmetidir.