X
Menu
Akademik Esinlenme

Gördüğümüz bir resimden, dinlediğimiz bir müzikten veya izlediğimiz bir filmden etkilenerek veya ilham alarak yeni bir eser yaratma fikrinin doğması olarak nitelendirebileceğimiz esinlenme; hemen hemen her yaratım da bir parça bulunmaktadır. Çünkü kişiler yeni bir eseri yoktan var etmemektedirler. Doğada var olan her şeyden ilham almak etkilenmek mümkündür.

Önemli olan, esinlenmenin fikir hırsızlığı boyutuna ulaşmamasıdır. Her eser kültürel mirasa bir ekleme olmaktadır; dolayısıyla önceden var olan yaratımlardan etkilenerek, yeni bir eser meydana getirmek mümkündür ve yasaklanması söz konusu olamaz. Aksi halde hiçbir eserin kıyısından köşesinden bile diğerine benzetmemeye çalışmak, yeni eser ortaya koymanın önüne geçmek olur.

Şöyle ki; ilim ve edebiyat eserleri içinde olan bir şiirin veya bir romanın konusunun aşk olduğunu düşünelim. Genel itibariyle aşk öyküleri; sevgililerin birbirini bulmasına, sevgililerin ayrılmasına veya yeniden birleşmesine dayanan veyahut toplumsal engele dayalı olarak ortaya çıkan fikirsel ürünlerdir. Örneğin Kerem ile Aslı, Romeo ve Juliet ve Yunan mitolojisindeki yabangülü imgesi; tam kavuşacakları sırada sevgililerin ikisinin de ölmesi bakımından hep birbirine benzemektedirler. Ancak bunların birbirinden habersiz yazıldığı da düşünülürse, hiçbir zaman aralarında bir aşırma olduğu sonucuna varılamayacaktır. Nitekim Kerem ile Aslı’dan etkilenilerek yepyeni eserler yaratılmasını da engelleyecek bir durum yoktur.

Kısacası bir yaratıcının, başka bir kimsenin eserinden etkilenerek birebir onu kopya etmeden veya çalmadan yeni bir eser yaratması engellenemez ve yasaklanamaz. Aksi yeni yaratımların önüne geçmek olur.

İnceleme konumuz dâhilinde olan, esinlenme ve intihalin arasındaki farkları irdeleyebilmek için; öncelikle esinlenme terimini inceleyip; daha sonra benzer kavramlarla arasındaki farklara değindikten sonra, gerek ulusal gerekse uluslararası hukuk uygulamalarına ve çeşitli güncel örneklere yer vereceğiz. Son olarak da intihale ilişkin yaptığımız önceki açıklamalar kapsamında esinlenme ve intihal arasındaki farkları ortaya koyacağız.

ESİNLENME KAVRAMI
Esinlenme bir tür masum alıntı olarak düşünülmektedir. Nitekim intihal gibi, bir fikir hırsızlığı olmaktan ziyade; insanın doğasında olan bir durum olarak değerlendirilebilir. Kişinin gördüğü bir tablodan etkilenmesi, dinlediği bir müziğin tınısının ilham vermesi şeklinde tezahür edebilmektedir. Çünkü bir eser ne kadar başka eserlerden bağımsız olursa olsun daha önceden meydana gelen eserlerden yararlanılarak oluşturulmaktadır. Önemli olan yararlanılan esere olan bağlılık derecesidir.

Bu anlamda esinlenme eylemini daha önceden vücuda getirilmiş bir eserden istifade suretiyle, yeni bir eser meydana getirmek; fakat oluşturulan eserin, asıl eserden müstakil olması şeklinde tarif etmek mümkündür. Müstakil olma teriminden, eserin hem biçimsel hem de içerik olarak bir bütünlük arz ederek; kendine has özellikleri barındırması olarak tanımlamak mümkündür.

Kısacası esinlenme; bir eserden yararlanmak suretiyle; istifade edilen eser ile arasında herhangi bir bağ bulunmayan, müstakil olan başka bir eser meydana getirmektir.

Esinlenme kavramı Alman Hukuku’nda; “Başka bir eserin kullanılmasıyla meydana getirilmiş bulunan bağımsız bir eser, kullanılan eserin sahibinin onayı olmadan yayınlanabilir ve değerlendirilebilir. ” şeklinde yer bulmuştur. Ancak FSEK’te esinlenmeye ilişkin bir hüküm bulunmamakla beraber; esinlenme FSEK’e aykırı bir kavram değildir. Dolayısıyla esinlenen kişinin, asıl eser sahibinden izin almasını gerektirecek bir durum da yoktur. Çünkü esinlenen kişinin, orijinal esere bir gaspı olmadığı gibi; zaten kendisi, orijinal bir eser meydana getirmektedir.

Esinlenme; esasen bir kimsenin okuduğu bir yazıdan, gördüğü bir resimden, heykelden ve benzeri fikirsel ve sanatsal eserden etkilenmesi suretiyle; esas eserden bağımsız bir şekilde, yeni bir eser meydana getirerek; kendi hususiyetini, yeni esere yansıtmasıdır. Oysa fikir örtüşmesi, daha öncede zikrettiğimiz gibi; farklı kişilerin farklı ya da aynı zamanlarda, aynı düşünceyle ve hemen hemen aynı konulu fikirsel ve sanatsal bir eser meydana getirmeleri şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Dolayısıyla fikir örtüşmesi veya tevârüd ile esinlenme arasında, bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, açık bir fark bulunmaktadır. Fikir örtüşmesinde veya tevârüdde; eser sahibinin, bir başkasının eserinden etkilenmesi söz konusu değildir. Esinlenmede ise; eser sahibi, bir başka eserden etkilenerek; yeni ve bağımsız bir eser meydana getirmektedir. Örneğin, “Cemal Süreyya’nın; “Şimdi sen gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin.” dizelerini taşıyan şiirden etkilenmek suretiyle Cezmi Ersöz’ün “Gelirken gözlerini de yanına al.” cümlesini kurması bir esinlenme olarak değerlendirilebilmektedir. Nitekim Cezmi Ersöz’ün kendisi de esinlendiğini belirtmiştir.”

Daha öncede bahsettiğimiz gibi; işleme eser, iki şartın bir araya gelmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi orijinal bir eserden yararlanmak ve o esere bağımlı kalması ve ikincisi de işleme eser meydana getiren eser sahibinin yeni esere kendi hususiyetini katmasıdır. Ancak orijinal esere olan bağımlılık, orijinal eseri başka bir şekle veya türe de sokabilmektedir. Mesela, bir hat sanatı örneğinden yararlanmak suretiyle; bir çini tabloda bu hat sanatını kullanan kimse, işleme eser meydana getirmiş olur.

İşleme eser meydana getirmek için orijinal eser sahibinden, izin almak gerekmektedir. Aksi halde izinsiz işleme söz konusu olur ki; bu da eser sahibinin mali haklarına yönelik bir saldırı teşkil edeceği için hukuka aykırıdır ve FSEK tarafından belirlenen davaların açılarak; hak sahibine, hakkını koruma imkânı verir.
Aslında bir eserin, umuma arz edilmemek şartıyla başka bir esere dönüştürülerek işleme bir eserin oluşturulması; bağımsız eser sahibinin iznine bağlı değildir. Örneğin, herkes bir pop şarkısını arabesk parçasına dönüştürerek yakın çevresinde bu eseri çalabilir. Buna pasif işleme denmektedir. Pasif işleme de, işleme eser sahibi kimse, mali bir kazanç elde etmediği için; kısacası orijinal eser sahibinin haklarına bir saldırıda olmadığı için hukuka aykırı hareket etmiş sayılmaz. Yine aynı şekilde koruma süresi dolmuş olan eserlerin işlenmesinde de bir sakınca bulunmamaktadır.

Esinlenmede ise; işleme eserlerde aranan izin koşuluna gerek yoktur. Çünkü esinlenme, hukuken yasaklanan bir kavram değildir. Esinlenme; tıpkı işleme eserde olduğu gibi eser sahibinin, orijinal bir eserden yararlanmak suretiyle; ancak orijinal eserden tamamen bağımsız, bir eser meydana getirmesidir. Kısacası esinlenerek ortaya çıkarılan eser; müstakil bir eserdir. Esinlenme, yeni bir eser meydana getirmek için kullanılan bir yöntemdir. Nitekim esinlenmeyi yasaklamak; yeni eser ortaya çıkarmasını engellemek olur. Öztan bu konuyu şu şekilde açıklamaktadır; “bir eserin yaratılmasında, bu faaliyeti gösteren müstakbel eser sahibi, içinde bulunduğu ortamın medeni ve kültürel seviyesinin kendisine sağladığı birikimle orantılı olarak, mevcut değerlerden yararlanır. Mevcuttan yararlanmak ve ona bir şeyler ilave etmek gelişmenin temel esaslarından biridir. Artık, hiç kimse, işe sıfır noktasından başlamamaktadır.”

Mr. Book

Mr. Book

Başvurularınız için Ücretsiz Danışma hattımızı arayınız. Veya başvuru formunu doldurarak iletiniz.
Mr. Book
www.uludagtezmerkezi.com Bir UTM akademik danismanlik hizmetidir.
Şanlıurfa Web Tasarım